MS Güncel
← Tüm hikayeler

Hayat Hız Kesmedi, Ben Farkında Yaşamayı Öğrendim

Nurgül Göktürk· Kayseri, Türkiye· 2017 teşhis· 24 Haziran 2026
MS yaşam hikayesi — Tanı sonrası hayatım hız kesmedi ama daha 'farkında' bir akışa geçti. Eskiden çok çalışıp kendimi ihmal ederken; artık vücudumu dinlemeyi, sınırlarıma saygı duymayı ve 'hayır' diyebilmeyi öğrendim. Olumsuzluklara kafa yorup kendimi tüketmek yerine, sağlığımın ve huzurumun değerini anladım. Artık daha yavaş, daha kaliteli ve her anın kıymetini bilerek, kendime ve aileme zaman ayırabildiğim daha bilinçli bir yaşam sürüyorum.

MS ile tanışmam

Mesleğini çok seven bir hemşireyken, bir gün nöbete giderken yaşadığım ani bir düşüşle hayatım tamamen değişti ve MS ile o beklenmedik tanışmam, aslında daha bilinçli ve kendime değer verdiğim yeni bir yaşam tarzının ilk adımı oldu

Hayatımda neler değişti

Tanı sonrası hayatım hız kesmedi ama biraz daha bilinçli akmaya başladı. Daha yavaşlamayı, vücudumun sınırlarını dinlemeyi ve 'hayır' demeyi öğrendim. İş ve sosyal hayatımda önceliklerim değişti; artık daha kaliteli, daha farkında ve anı yaşayarak bir hayat sürüyorum

Beni güçlü tutan şeyler

Bu yolda beni en başta ailemin koşulsuz desteği ve sevgisi ayakta tutuyor. Onların varlığı, hayatımdaki en büyük dayanağım. Bununla birlikte, MS ile mücadele eden kocaman bir aileye sahip olmak, birbirimize destek olmak ve 'yalnız değilim' duygusunu içselleştirmek en büyük motivasyonum.

Mesleğimin bana kattığı farkındalık, çocuklarım ve her güne umutla başlamamı sağlayan küçük hobilerim de bu gücü besleyen diğer vazgeçilmezlerim

Yeni teşhis konanlara tavsiyem

Tanı anı bir fırtına gibidir. İnsanın kendini suçlaması, "Neden ben?" diye sorgulaması çok doğaldır. Bu bir süreçtir; öfke, inkar veya üzüntü hissetmekten korkmayın. Duygularınızı yaşayın ama orada takılıp kalmayın. Kendinize, "Bu hayatımın sonu değil, sadece yeni bir düzen," demeyi hatırlatın.

MS ile arkadaş olabilmek Birkaç yıl öncesine kadar hemşire olarak çalışıyordum; mesleğini de çok seven bir hemşireydim. Bir gün nöbete giderken oldu her şey. Çarşıda birden yere düştüm ve ilk başta kalkamadım. Biraz zorladım ve kalktım. O şekilde yürüyerek hastaneye gittik eşimle. Ne kadar şoka girdiysek ne bir ambulansa ne de bir taksiye binmek aklımıza geldi.

Çalıştığım hastaneye gittik. Acilde muayenem oldu. Hekimler etrafımda, hepsi tanıdık. Fizik muayene yapıldı; sağ bacakta refleks yoktu. Acil MR görüntüleme yapıldı. Beyinde küçük bir pıhtı denildi ve hemen yatışım verildi. Ben o gün işe, çalışmaya gidiyordum.

Evet, serüven birden başladı. Bana ne oldu da böyle oldum? Hekimim tedaviye başladı fakat yanıt alamadık. Zaten tam tanı da yoktu. Sonra tanı konuldu: MS.

Evet, yeni bir serüven, yeni bir yaşam tarzı ve en önemlisi onu kabullenmekti. Uzun sürdü tabii ki fakat MS’in benimle birlikte bir ömür boyu olacağını, mutlu mesut yaşamamız gerektiğini anladım. Hayat, her şeye rağmen, tüm zorluklara rağmen güzeldi.

Aslında tedavilere de hemen yanıt alamadım. Sık sık atak geçirdim, neredeyse haftalık. Ama pes etmedik, etmedim. Tabii ki biz de üzüldük, ağladık. Fakat her gecenin bir sabahı olduğu sözüne inanıp; en önemlisi eşimin desteği, ailemin ve sevgili doktorumun desteği ile bu arkadaşla yaşamayı öğrenecektim.

Evet, bu süreç çok zorluydu. Fakat benim bir ailem, sevdiklerim ve beni sevenler vardı. Mücadele etmek gerekiyordu ve öyle de oldu.

MS olduktan sonra kendime daha çok vakit ayırdım. “Ben yapıyorum,” demeyi bildim. Çok çalışıyordum, çok yoruluyordum fakat kendimi dinlendirme fırsatı bulabildim.

Olumsuzluklara çok kafa yoruyordum, üzülüyordum. Artık bunun sağlığıma yararı olmadığını öğrendim. Önceden her kötü olayda kendimi yorarken, artık daha da kötüsü olabileceğini ve kendime moral vermeyi öğrendim.

Tüm hastalıklarda olduğu gibi MS hastalığını da bir hastalık deyip kabullenmeyi ve onunla birlikte yaşamayı öğrendim. Ayakta kalmak için umudumuzun olması gerek. Benim umutlarım var. Hayallerim var. O hayallere ulaşmak için yaşamak lazım. O azim bende fazlasıyla var.

MS hastalığını sadece çevremde ve haberlerde gördüğüm kadarıyla biliyordum. İlk başlarda bir de magazin haberlerinden, “Serdar Ortaç hastalığı” olarak biliyordum. Biz de ilk başlarda sudan çıkmış balık misaliydik. Şu an bilinçlendik, farkındalığımızın farkına vardık.

Sonuç olarak MS bizimle beraber olacak en yakın arkadaşımız. Aslında her geçen gün sadece Türkiye’de değil, dünyada da MS hastalığı hızla artıyor.

Bir MS’li olarak hiçbir zaman ümidinizi, umudumuzu kaybetmemeliyiz. İnşallah ben de bir zamanlar MS hastasıydım diyebileceğimiz günleri görürüz...

@multipisklerozturkiyems Nurgül Göktürk

Paylaş

Senin de bir hikayen var mı?

MS ile yolculuğunu paylaş; deneyimin bir başkasına umut olsun.

Hikayeni Paylaş