Yayınlanan güncel bir makale natalizumab (Tysabri) ve PML riski üzerine bazı dikkat çekici sonuçları ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmayı yapan araştırmacılar daha önce yapılan araştırmaların sonuçlarını tekrar değerlendirerek bazı önerilerde bulunmuşlardır. Bu makaleye dayalı olarak ek araştırmaların yapılması ve hekimler tarafından incelenmesi gerekebilir.

Doktorların zaten PML riskini her daim hastalara göre değerlendirdiğini de ayrıca belirtmekte fayda var.

Araştırma ekibinin açıklaması

Halka açık verilere dayanarak, natalizumab ile tedavi edilen multipl sklerozlu hastalarda progresif multifokal lökoensefalopati (PML) riskini sınıflandırmak için mevcut algoritmaları yeniden değerlendirdik ve bir dizi sorun olduğunu bulduk.

PML riskini coğrafi olarak derecelendirme

Birincisi ve en önemlisi, analizimiz ABD ve Avrupa için ayrı PML insidans değerlendirmelerinin gerekliliğinin altını çiziyor ve John Cunningham virüsü (JCV) antikor negatif hastalardaki riskin önceden bildirilenden daha yüksek olabileceğini gösteriyor.

İlacın TYGRIS olarak adlandırılan çalışması sırasında, ABD’deki 2207 katılımcıdan sadece 3’ü, başka yerlerde 4301’in 41’i PML geliştirdi. Bu nedenle, hastaların coğrafi kökenini de dikkate almanın gerekli olduğuna inanıyoruz. Nitekim, geçtiğimiz birkaç yıl içinde Biogen, ABD’deki PML riskini hesaplamak için her zaman yalnızca ABD kullanım verilerini kullanmıştır. Sonuç olarak, Avrupa riskini hesaplamak için yalnızca Avrupa verileri kullanılmalıdır.

Analiz edilen verilerde düzenlemeler yapıldıktan sonra, ABD için kümülatif riskin 1000’de 9 olduğu ve Avrupa ve Kanada’da için 1000’de 25 olduğu tespit edilmiştir.

Analizlere dayalı diğer sonuçlar

Ek olarak, önceden bir immünosupresana maruz kalan bireyler için düşük riskli bir JCV indeksi eşiği 0,45 olarak uygulanmasını ve bu tür ön terapileri olmayanlar için düşük risk eşiğini 0,9 yerine 0,6 olarak belirlenmesi savunulmaktadır.

Öte yandan, natalizumab üzerindeki PML riski genellikle sadece stabilize olmakla kalmaz, aynı zamanda yaklaşık 5 yıllık sürekli doz uygulamasından sonra fiilen azaldığı görülmüştür (Resim 1). Elbette, hasta sayısının az olmasına ve gizli bir önyargı olabileceği gerçeğine rağmen, bu veriler de natalizumab ile ilişkili PML riskinin 5-6 yıl sonra daha fazla artmadığını göstermektedir.

image
Resim 1 – Sürekli kullanım ve PML riski

Dikkat çeken bir diğer tespit ise düşük vücut ağırlığının, natalizumab ile tedavide daha yüksek PML riski ile güçlü bir şekilde bağlantılı görünmekte olmasıdır (Resim 2).

Foley tarafından yapılan bir vaka kontrol çalışmasında, vücut ağırlığı 60 kg dan az olan katılımcıların (natalizumab kullanan hastalar) PML geliştirme olasılığının 75 kg veya daha ağır olanlara göre 8.6 kat daha yüksek olduğu görülmüştür. Ek olarak, bu ABD merkezli çalışmada medyan ağırlık 78 kg iken, sadece Avrupa’da kayıt olan REFINE adlı çalışmada medyan ağırlık 67 kg idi. Bu muhtemelen Avrupa ile ABD arasındaki vaka farkının hepsini değilse de çoğunu açıklıyor olabilir.

MS Güncel: Yani aslında 100 kg olan bir hasta, 65 kg olan bir hastayla aynı dozu almakta. Bu da 65 kg olan hastanın vücut ağırlığına göre daha yüksek dozda Tysabri aldığı anlamına gelmektedir. Daha önce yapılan araştırmalara göre ilacın yarılanma süresi (half-life) göz önünde bulundurularak 4 hafta yerine 6 hafta da bir doz alımı yapılması bu riski azalttığı da düşünülebilir.

image
Resim 2 – Vücut ağırlığı ve PML

Referanslar:

Bağlantıyı kopyala